Paylaşımın görünmeyen sınırı
Bir aile grubunda size ait bir haberin siz söylemeden paylaşılması, kontrolünüzün elinizden alındığı hissini yaratabilir. Yakınlarınız iyi bir haberi duyurmak veya meraklarını gidermek istemiş olabilir. Yine de sizin adınıza neyin, ne zaman ve kimlerle konuşulduğu önemlidir; aileye ait olmak bütün bilgilerinizin ortak olduğu anlamına gelmez.
Mahremiyet ihtiyacı bazen sır saklamak veya aileyi dışlamak gibi yorumlanabilir. Siz paylaşmak istemediğiniz bilginin içeriğini açıklamak zorunda kalmadan sınırınızı ifade edebilirsiniz. Konuyla ilgili genel çerçeveyi aile terapisi Çankaya sayfasında bulabilirsiniz.
Bilginin sahibini hatırlamak
Paylaşım yapıldığında mümkünse konuyu doğrudan ilgili kişiyle konuşabilirsiniz. Başkalarının önünde uzun bir tartışmaya girmek, özel bilginin daha da yayılmasına yol açabilir. Silinmesini veya yeniden paylaşılmamasını istemeniz mümkündür.
Çankaya’da aile yaşamınızı düşünürken şu soruya kendi örneklerinizle yanıt arayabilirsiniz: Sizin hakkınızdaki bir haber paylaşılmadan önce gerçekten onayınız isteniyor mu?
Dijital yakınlıkta rıza
Gruba daha az yazmak veya bildirimleri sınırlamak kendi alanınızı korumanın bir yolu olabilir. Ancak asıl rahatsızlığınızın duyulmaması hâlinde yalnızca sessizleşmek sınırın anlaşıldığını göstermez. Siz dijital temasın biçimini değerlendirirken aileyle bağlantınızı hangi başka yollarla sürdürmek istediğinizi de düşünebilirsiniz.
Sonraki paylaşımlarda izin isteme alışkanlığının gelişip gelişmediğini ve kendinizi açıklama baskınızın azalıp azalmadığını görebilirsiniz. Bu denemeyi değerlendirirken her aile üyesinin aynı dijital açıklık düzeyini istemesini beklemeyebilirsiniz.
